Galeri

Cumhuriyet Döneminin En Büyük Sel Felaketi Ankara’da mı Oldu ?

Arada boş zamanlarımda gazete arşivlerini karıştırarak geçiririm, bir kaç gün önce sınavlardan birine çalışırken Adnan Menderes dönemini inceliyordum Milliyet gazetesinin 12 Eylül 1957’deki bir haberi ilgimi çekti.

Habere göre 11 Eylül 1957’de Ankara’da meydana gelen sel felaketinde 1000’e yakın kişi ölmüş. (İnanılır gibi değil!) 12 Eylül 1957 basımlı gazete haberindeki kadar olmasa da internette de bazı küçük araştırmalara göre bazı kaynaklar 133 kişinin öldüğünü yazıyor bazı kaynaklar 169, bazı kaynaklar ise 300 civarında ölü olduğunu söylüyor.
Hatta sel suyunun yüksekliğinin 10-19 metre civarına yükseldiği de yazılmış. Bir de fırtınanın dolu yağdırdığı yağan dolu tanelerinin de hızla erimesiyle Bent Deresinin taştığı iddia edilmiş.

Bent Deresi sonradan kapatılıp üzerine yol yapılmış bugün öyle açık bir dere yok Ankara’da: (Fotoğraf aşağıda – sağ tarafta Ankara Kalesi var)

Reklamlar
By White Fox (Sarıyer - 125 m, Toronto - 80 m ) Posted in Araştırma

13 comments on “Cumhuriyet Döneminin En Büyük Sel Felaketi Ankara’da mı Oldu ?

  1. HAFIZASINI YİTİRMİŞ KENTLER:
    Ankara

    11 Eylül 1957 de Ankarayı ânîden basan sel sonucu 164 ila 1000 sayısı arasında spekulasyonlara sebep olan karmaşada Ankaralı öldü. Sel felaket üzerine Meclis seçim kararı bile aldı. 11 Eylül 1957’de, Elmadağ ve idris Dağı’na ikindi üzeri büyük bir dolu yağışı oldu, Hatip Çayı tarihte görülmemiş derecede yükseldi. Kayaş, Mamak ve o civardan gelen selle Bentderesi, Kazıkiçi Bostanları, Akköprü Civarı, Atatürk Orman Çiftliği sular altında kaldı. Çiftlik Köprüsü’nün altı hayvan leşleriyle tıkandı; sel Ayaş’ı bile etkiledi.

    1957 yılında meydana gelen bu sel baskınında trajikomik bir olay daha yaşandı. Sel baskını vatandaşlara helikopterlerle ve farklı anonslarla duyurulmuştu; “Sel geliyor, evlerinizi terk edin ve yükseklere kaçın” şeklindeki çağrıları halk, “Hükümet, evlerimizi yıkacak” şeklinde yorumladı. Hemen herkes sahip çıkma endişesiyle evlerini terk etmedi, sonuçta da facianın boyutu ağırlaştı, ölü sayısı 264’e ulaştı.

    O dönemin DSİ Genel Müdürü olan Süleyman Demirel, selin ardından Hatip Çayının üzerini kapatarak ıslahı yoluna gitti, Demirel’in yıldızı o dönemde parlamaya başladı.

    Derelerin, akarsuların üzerinin kapatılması o tarihlerden itibaren adeta moda halini aldı. Nerede dere var, nerede sel tehlikesi mevcut oraların üzeri kapatıldı. Şimdilerde Hatip Çayı’nın AOÇ arazisinden akan bölümünün kapatılma çalışmaları halen devam etmektedir.

    Aradan yıllar geçti. Kentin gelişimine koşut olarak metro yapımları başladı. O ıslah edilen dereler adeta unutuldu. Kavaklıdere, Dikmen deresinin suları nereden akar, gördüğümüz kadarıyla düşünülmedi bile. Üzeri kapatılmış dere yataklarına AVM’ler, konutlar yapılmaya başlandı.

    Göçük, bize göre düşünülmeyen bu nedenden kaynaklandı. Sonuçta, caddede yürüyen bir vatandaş oluşan çukura düşüp hayatını kaybetti. Cesedi günler sonra düştüğü yere bir km uzaklıkta bulundu. Sular koca bedeni oraya kadar sürüklemişti.

    Şimdi Ankara Mimarlar Odası feryat ediyor; “Ankara’nın merkezinden geçen dereler Ankara Çayı’na akıyor ve bunlar yerin altından akıyorlar. Metro göçüğü de bununla ilgili. Bir metro inşaatında suyun akış yönünün dikine bir çalışma yapıyorsanız, bunun gerektirdiği önlemleri almalısınız. Yoksa insanları dalgıçlarla kurtarmak zorunda kalırsınız”

    Ankara, taşradan doluşanların yönettiği, hafızasını kaybetmiş bir kent görünümünde. Ankara’yı bu noktaya hizmetten çok, rant düzeni taşımış bulunuyor. Belediyeler dikkat ediniz ticarethane gibi çalışıyor. Sonuçta bunun bedelini de Ankaralı acı bir şekilde ödüyor.


    .
    Benim 7 yaşımda yaşadığım bu acı olayla igili anım var, salında bilgiler unutulup gidecek..

  2. mehabalar ben henüz doğmamıştım fakat ailem kazıkiçi bostanlarıda şimdiki ankamal e yakın bir yerde çayın tam kenarında oturuyorlarmış o felaketi 56 doğumlu ablam ve rahmetli annem evde yanlız ken yaşamışlar rahmetli babam işteyken gerçekleşen bu büyük felaketi sadece annemin anlattıklarından biliyorum annem nezaman bu konu açılsa hep ağlayarak anlatırdı evimizin sulara gömülüp gitmesini hiç unutamıyordu o felakette hayatını kaybeden tüm insanlara allahtan rahmet diliyorum …

  3. O zamanlar 5 yaşımdaydım. Saimekadın’da oturuyorduk. Selin gelişini ve yaşanan faciayı bire bir gördüm. Bir komşumuzun çocuğunun diş bulguru kutlamasında idik. Evimiz dere yatağından epeyce yüksekteydi. Bir ara hava iyice karadı ve iri iri damlalar inmeye başladı. Bahçede oynuyorduk çocuklarla. Sonra kulakları sağır eden bir gümbürtü duyuldu. Mamak tarafından belki beş insan boyu yüksekliğinde çamurlu bir su kitlesinin önüne çıkan herşeyi kaplayarak geldiğini gördük. Evleri arabaları dükkanları yutarak çok hızlı bir şekilde akıyordu. İnsanlar ve eşyalar bir kaybolup bir yüze çıkarak suyla beraber sürükleniyordu. Şu anda 63 yaşımdayım ve o görüntüyü hiç unutamadım. Sular çekilip ortaya çıkan görüntüler ise korkunçtu. Çok ev yıkılmış çok insan ölmüştü. Günlerce ceset toplandı selin geçtiği güzergahtan. Anılarımda çok acı görüntüler yer etti. Günlerce sularımız akmadı. Elektrikler uzun süre verilemedi. Ağaç dallarına takılıp kalan cesetleri toplarlarken yaşadığımız acıyı hiç unutamadım. Başbakan Rahmetli Adnan Menderes’ide ilk o zaman yakından gördüm. Her gün ekiplerle birlikte o bölgede idi. Tek tek evleri dolaşarak halkı teskin etti. Devletimizle yanınızdayız. Tez zamanda yaraları saracağız diyordu. Nasıl sevecen nasıl kibar bir insandı anlatamam. Çocuklarla yani bizlerle uzun uzun ilgilendi günlerce. Mekanı cennet olsun. Allah öyle bir felaketi bir daha göstermesin…

  4. ankaradaki o felaketi anneannem anlatırdı bize.helikopterle insanlara anonslar yapılmış sel geliyor yüksek yerlere çıkın diye.kimse inanmamış evleri boşalttırıp yıkacaklar diye.ve pisi pisine yüzlerce kişi ölmüş o zaman.ölü sayısı tam olarak bilinmiyor rakamlar tamamen farazi.

  5. Bir rivayet de ben veriyim… Ben Kayaşlıyım O zamanlar yeni yapılan Bayındır Barajının suyun fazlalaşmasından dolayı yıkıldığıi dolayısıyla sadece yağmur ve dolu suyunun değil, barajın biriktirdiği suyun da sele karıştığı söyleniyor…

    • Turhan bey, bende Kutludüğün’de oturuyorum. Bayındır Barajı hakkında söylenenler gerçek değil. Kaldı ki Bayındır Barajının yapım tarihi 1962-1965 yılları arasındadır. Selin gerçekleştiği tarihte baraj yoktu ve felaketten sonra Ankara’yı taşkınlardan korumak için yapılmıştır. Kutludüğün deresinin suyu yüksekten aktığı için çıkan ses Gökçeyurt Köyünden duyulurmuş. Sel sonrası o yüksek yerler adeta silindir geçmiş gibi kum ve çakıllarla dolmuş. Kutludüğün’e gelirseniz size o yerleri gösterebilirim 🙂

  6. 1957 büyük ankara selini rahmetli annemden çok fazla dinledim.Selin en çok yıkım yaptığı yerler gerçekten de bend deresinin öncesindeki yerlermiş.Fakat Ankara nın en çukur ve düz yeri olan kazıkiçi bostanları yeni sanayi kum ocakları varlık mahallesi et balık kurumu şimdiki Ankamol ve bunların tam göbeğindeki İskitlerdir.Her ne kadar o yıllardaki gazetelerde bu semt adı zikredilmemiş olsada suyun burada toplanması vesilesiyle büyük hasara uğramış ve bu felaketin izleri sokak adlarına yansımıştır.Sel,sugüzeli,sesveren,samyeli,setli gibi isimler verilmiş buna uysun diye daha nice s harfiyle başlıyan sokak isimleri konmuştur.Ama suyun yüksekliği konusu gazeteler tarafından abartılmıştır.Rahmetli her anlatışında askeri cemselerin geldiğini onlarcasının bütün sokakları gezip evlerin camlarından insanları kurtarıp başka yerlere götürdüğünü,ama mahallede az zaiyat olduğunu,esas suyun geldiği yönde bayır aşşağı yerlerden biri olan Demirlibahçe mamak ve Abidinpaşa yı söylerdi

  7. Babam bu felakati bire bir yaşayanlardan birisi. Bayındır barajının orada Kutludüğün kasabası var. Orada oturuyoruz. Babam yüksek yerlere çok fazla dolu yağdığını ve sonucunda sel olduğunu anlatırdı. Hatta Kutludüğün’den Bayındır barajına akan derenin yatağı bu nedenle çok büyük bir değişikliğe uğramış. Hali hazırda o zaman sel sularının sürüklediği çok büyük kayalar olduğu gibi duruyor. Görsenin bu kayayı sel nasıl süreklemiş dersiniz. Gerçekten çok büyük felaket yaşanmış. Ben çay tarafına yolum düştüğü zaman ürkerek o manzarayı seyderiyorum.

    • Merhabalar Adem bey, ben Bilkent üniversitesi öğrencisiyim ve Ankara’da ki bu olayla ilgili bir proje hazırlıyorum. Bu konu ile ilgili bilgilerinizden yararlanmak bizim için çok yararlı olacaktır. Ulaşmanız için mail adresimi bırakıyorum. Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim. İyi günler. (ankara1957sel@hotmail.com)

      • Merhaba size mail adresim üzerinden dönüş yaptım. Umarım geç dönüş sonrasında yardımcı olabilirim..

    • 1957 yılında kesinlikle ölçüm yapılıyordur. Tümas’tan Ankara istasyonunun verilerine ulaşmaya çalıştım ama veriler 1970 yılından itibaren başlıyor. KNMI verilerinden aylık toplam yağışlara baktım. 1957 Eylül ayında düşen toplam yağış 79,9 kg.
      KNMI verisi
      79,9 kg 24 saate yayıldıysa bu kadar büyük bir sel felaketine neden olur mu bilemiyorum. Daha kısa bir süre içinde düşmüştür bu miktar.

    • Meteoroloji Genel .Müd. kayıtlarına göre 1957 yılı 12 eylül günü Esenboğa’da ölçülen günlük toplam yağış 38,2 kg. Bu yağış 11 Eylül 07:00 – 12 Eylül 07:00 arası yağan toplam miktar.

Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s